Mersin Sokaklarında Bir Efsane Yeniden Doğuyor: Vali Atilla Toros ve Gönül Köprüleri

Mersin bugünlerde alışık olduğumuz o ağır bürokrasi kokan havayı dağıttı. Şehirde herkesin dilinde tek bir isim var: Vali Atilla Toros. Ama sadece isim olarak değil, bizzat yanlarında gördükleri için konuşuyorlar. Hani bazı insanlar vardır ya, koltuğuna oturunca halktan kopar; işte Atilla Toros tam tersini yapıyor. Sokakta, çarşıda, pazarda kimin derdi varsa orada bitiveriyor.

Gaffar Okkan Ruhunu Mersin’de Hissetmek
Vatandaşlar arasında bir fısıltı yayıldı bile: “Aynı Gaffar Okkan gibi.” Gerçekten de öyle. Devletin o ciddi ve bazen soğuk gelen yüzü gitmiş, yerine sıcak bir tebessüm ve samimiyet gelmiş. Atilla Bey, sadece makam arabasından el sallayan bir vali değil. İnsanların içine karışıyor, onlarla çay içiyor, dertlerini dinliyor. Bu ulaşılabilirlik durumu Mersinliler için çok kıymetli. İnsanlar artık devletin kendilerine sadece bir imza kadar değil, bir nefes kadar yakın olduğunu hissediyor.
Kapı Kapı Gezen Bir İyilik Elçisi: Dudu İrem Toros
Tabi bu iş sadece Vali Bey ile sınırlı kalmıyor. Eşi Dudu İrem Toros da en az onun kadar sahada. Protokol törenlerinde boy göstermek yerine, Mersin’in en ücra mahallelerinde, tozlu sokaklarında kapı çalıyor. İrem Hanım’ın tarzı çok başka. Resmiyetin o kasıntı hallerini bir kenara bırakmış, sanki komşusuna gitmiş gibi giriyor evlere.
Özellikle kimsesiz yaşlılar, dar gelirli aileler ve çocuklarla kurduğu o bağ gerçekten görülmeye değer. Sadece gidip “nasılsınız” deyip çıkmıyor; mutfaktaki tencereye de bakıyor, çocuğun ayakkabısına da. Vatandaşın derdini yerinde görüp, çözüm üretmek için çabalıyor. Bu samimi dokunuşlar, Mersin halkı ile devlet arasındaki bağı resmen perçinliyor.
Mersin’de Sosyal Dayanışmanın Yeni Yüzü
Şehirde artık kimse “Valiye ulaşabilir miyiz?” diye sormuyor. Çünkü biliyorlar ki Vali Bey ya da eşi zaten bir gün mahallelerine gelecek. Bu durum Mersin’in sosyal dokusuna da çok iyi geldi. İnsanlar yalnız olmadıklarını, bir sorunları olduğunda arkalarında duracak bir iradenin varlığını biliyorlar.
Özetle Mersin; samimiyetin, zarafetin ve halkçı yönetimin nasıl olması gerektiğini tüm Türkiye’ye gösteriyor. Devletin soğuk binalardan ibaret olmadığını, asıl gücün halkın gönlüne girmek olduğunu kanıtlayan bu tabloya gerçekten şapka çıkarılır. Emeği geçenlerin, halka dokunanların yüreğine sağlık demekten başka bir şey gelmiyor elimizden.
